YOĞUN İŞ YAŞAMI OLANLAR NE YAPMALI?

Çoğumuzun iş yaşamı oldukça yoğun. Zaten başarılı olmak için çok çalışmak gerektiği de bir gerçek. Ancak yoğun çalışmayı abartıyoruz ve çok çalışma kavramını doğru yorumlayamıyoruz. Belki de yaptığımız şeyi azimli olmak zannediyoruz. Hiç soluk almadan hayatın akışına kapılmış bir şekilde başımızı kaldırmadan, sağa sola bakmadan hızla koşuyoruz. Tatillerimiz bile bu hızdan etkileniyor. Yılda belli bir süre olan izinlerimize, yıl içinde yapamadığımız pek çok şeyi sıkıştırmaya çalıştığımız için tatillerimizi de telaş içinde geçiriyoruz. Ben bu durumu “iş yaşamında ya da özel yaşamımızda bir şeyleri kaçırma korkusu” olarak yorumluyorum.

Modern toplumun içinde yer alan bireylerin hatalarından birisi de, kendilerine dinlenmek ve rahatlamak için özel bir zaman dilimi ayırmamalarıdır. Tüm boş zamanlarını olumlu bir şeyler yaparak doldurmaya çalışıyorlar. Ama böyle yapmaları doğru değildir. İnsanlar bazen kendilerini, hedeflerini ulaşmak adına fazlasıyla geriyorlar. Böyle bir durumda da azimli olma özelliklerini kaybediyorlar. Bunun çözümünü ise hedeflerini değiştirmek ve başka şeyler yapmak sanıyorlar. “Daha iyisini aramak” için hayallerinden vazgeçiyorlar. Bunun yerine boş vakitlerini sadece içlerinden geldiği şekilde, belki de hiçbir şey yapmadan geçirseler rahatlayabilirler. Bu sayede azimli olabilmeleri için gereken gücü kendiliğinden kazanmış olurlar.

Kısacası, uyumadığınız her an çalışmak ve bir şeyler üretmek zorunda değilsiniz. Çünkü bu, ruh halinizi olumsuz bir şekilde etkiler ve gücünüzü tüketir. Azimli olmak, yaptığımız işte başarıyı elde edebilmenin anahtarıdır. Ancak azmimizi koruyabilmek için ara sıra mola vermek ve dinlenmek gerekebilir. İş arkadaşlarınıza: “Ne yapayım, okuduğum bir yazı bana dinlenmem gerektiğini söyledi!” dediğinizi duyar gibiyim. Mola vermekle ilgili belirttiklerim, yorulduklarını ve azimlerinin köreldiğini fark eden kişiler içindir. Tembelliklerini birilerine onaylatmak isteyenler için değil, baştan söyleyeyim!

Son dönemlerde, başarısız olan işletmeler “yeniden düzenleme” denen bir işlem yoluyla kurtarılmaktadırlar. Bu harikulade bir işlemdir. Çünkü insanların işlerini kaybetmelerini ve herkesin bildiği markaların değerlerini yitirmelerini engeller. Keşke bunu kendi hayatlarımıza da uygulayabilsek. Çünkü çoğu kez, kendimizi tekrar azimli hissetmemizin tek yolu hayatımızı yeniden düzenlemektir. Bunu “farklı bir açıdan bakmaya başlamak ve davranışlarımızı bu doğrultuda değiştirmek” diye özetleyebiliriz.

Karşınıza çıkan sorunlar dinamiktir. Hareketli hedeflere nişan alırsınız ve belli bir bitiş çizgisi olmayan yarışlarda koşarsınız. Ağır sorumluluklar, sağlık sorunları ya da ilişkilerdeki anlaşmazlıklar gibi konularla uğraşmak durumunda kalırsınız. Doğal olarak zaman zaman bunlardan olumsuz bir şekilde etkilenir ve gücünüzü kaybedersiniz. Hayat şartları sizi ruhsal olarak yıpratabilir ve hedefinize ulaşma kararlılığınızı koruyamayabilirsiniz. Böyle durumlarda, problemin hedefinizde olduğu yanılgısına kapılarak onu değiştirmeye kalkmamalısınız. Başarılı olmak istiyorsanız daha iyi bir iş aramayın. İşinizi daha iyi yapmaya çalışın. Böylece başarı sizi kendiliğinden bulacaktır.