KENDİ İŞİNİ KURMAK İSTEYENLERE TAVSİYELER

Girişimcilik ve kendini işini kurmak, cesurca risk almayı gerektirir. Eğer riske atacak kadar sermayeniz yoksa bir süre daha patronunuzla iyi geçinmeye devam etmelisiniz. Ancak bir yandan da kendi işinizi kurmak için küçük adımlar atmaya başlamalısınız. Bunun için iş temponuzu ve yoğunluğunuzu düşürmenin yollarını bulmaya çalışın. Sonra da patron olmaya hazırlanın.

İlk yapmanız gereken şey, piyasayı araştırmaktır. Özellikle şu an çalıştığınız işten bambaşka bir sektöre el atacaksanız araştırmanızı daha da derinleştirmelisiniz. Başlangıçta tüm boş vaktinizi yeni atılacağınız bu alana adamalısınız ki girişiminiz sağlam temeller üzerine kurulsun. Araştırmanızı tamamladıktan sonra ufak adımlarla yola koyulun. Hayallerinizi çok büyük, hedeflerinizi ise küçük tutun ve gerçekleştirdikçe bir sonraki küçük hedefinizi belirleyin. Böylece ileride daha büyük hedefler koymak için yeterli tecrübeyi kazanma vaktiniz olur.

Özellikle ilk bir yıl içinde sıklıkla olumsuz sonuçlar almanız muhtemeldir. Bu olumsuz sonuçların yeni bir şeyler öğrenmenin doğal bir parçası olduğunu kabullenin ve asla pes etmeyin. Bol bol başarı hikâyesi okuyun ki o çok başarılı olarak addettiğiniz kişilerin başlangıçta ne korkunç başarısızlıklara imza attıklarını keşfedebilesiniz. Ayrıca size yol gösterecek pek çok bilgiye de ulaşabilirsiniz.

Belki de özel hayatınıza daha çok vakit ayırmak için kendi işinizi kurmayı istiyorsunuz. Ama en çok çalışanlar her zaman patronlardır. Çünkü işlerin kötü gitmesi ve aksaması en çok onları etkiler. Bu yüzden de elemanlarından daha özverili olma motivasyonuna sahiptirler. Açıkça söylemek gerekirse her şeylerini kaybetme korkusu, işlerini herkesten çok ciddiye almalarını sağlar. Eh artık siz de bir patron olacağınıza göre bu tür kaygılara kendinizi hazırlayın.

Davulun sesi uzaktan hoş gelir. Eski işinizde olduğu gibi bütün gün ofisinizde oturmayı ya da mesai saatiniz dolunca işi tamamen kafanızdan çıkarıp eve dönmeyi unutun. Bundan sonra müşteri sayınızı artırmak için pek çok görüşme yapmanız, dışarıdaki bir sürü işi takip etmeniz ve eğer bir de yanınızda çalışan kişiler varsa onları denetlemeniz, yaptıkları hataları düzeltmeniz, eksiklerini telafi etmeniz gerekecek. Mesai saatiniz bittiğinde de personelin, dükkân kirasının ya da diğer giderlerin ödemesini yetiştirip yetiştiremeyeceğinizle ilgili endişelerinizi yanınıza alarak eve dönebilirsiniz.

Tadını çıkarabileceğiniz şeyler de var elbette. Mesela eğer ortağınız yoksa hesap vereceğiniz kimse de yok demektir. Tüm hatalarınızın yükü sadece sizin omuzlarınızda. Hastalandığınızda arayıp açıklama yapmanız gereken bir müdürünüz de yok. Ama sizden hizmet bekleyen müşterileriniz varsa zaten paşa paşa işin başına oturursunuz, sonuçta o müşteriyi bağlamak için o kadar uğraşmışsınızdır ki kolunuzda serum takılı bile olsa çalışmaya razısınızdır. Eskiden olsa hastaneden rapor alacaksın da, müdürü arayacaksın da, “öhhö öhhö, Ahmet Bey çok rahatsızım, bugün için izin rica ediyorum” diyeceksiniz de, zor iş…

Bu yazıyı sizi girişiminizden alıkoymak için yazmadım tabii. Çünkü bir işi yapmayı çok istiyorsanız ve o işi çok seviyorsanız bu anlattıklarım bile size keyif verecektir. Şimdiden tüm patron adaylarına bol kazançlar dilerim.