Başarıyı Ertelemeyin

“Yarın başlarım” demek çok kolaydır. Çoğunlukla diyete, çalışmaya ya da kariyerimize odaklanmaya yarın başlayacağımızı söyleriz. Aslında bir şeylere gerçek anlamda başlayana kadar hayaller her zaman birer hayal olarak kalırlar. Eğer “başlamak için daha çok nedene ihtiyacım var” diyorsanız başarılı olamayacağınızı şimdiden haber verelim. Çünkü bir fark yaratabileceğiniz gün, bugündür.

Hepimiz “dün”ü gözümüzde büyütmeye meyilliyiz. Geçmişe bakıp “ah, nerede o eski günler!” diye iç geçiririz. “Yarın” hakkında ise tahminlerde bulunuruz. “Yarın, daha iyi olacak. Yarın, şimdikinden farklı birisi olacağım” deriz. Ama ne yazık ki biz çaba göstermediğimiz sürece o yarınlara ulaşamayız ve aynı kalırız. Daha da kötüsü başarıyı ertelemiş oluruz. Bir zaman sonra da başarılı olma şansımızı tümüyle yitirmiş bir hale gelebiliriz.

Bugünün gücünü ise hafife alırız. Ama önemli olan bugündür. Franklin’in dediği gibi “Bir tane bugün, iki tane yarına bedeldir.” Aslında sadece bugün üzerinde bir kontrolümüz vardır. Bugünümüzü, yarını düşünerek geçmişe gömmemeliyiz.

Başlamak, başarıya giden yoldaki çok büyük bir engeli önümüzden kaldırır: Ertelemek! Yarın yapacaklarıyla övünen insanlar, muhtemelen bu övünme işinin aynısını dün de yapmışlardır. Birçok insan, geleceğe odaklanmaya çok fazla zaman ayırıp bugün ise hiçbir şey yapmaz. Bu durumu “varış yeri hastalığı” olarak adlandırabiliriz.

Birçok insan, sadece bitiş çizgisine varabileceği kadar enerji harcayıp emekli olmak istiyor. Kevin Myers şöyle der “Herkes kısa yoldan bir şeyler elde etmek istiyor. Ama aslında ihtiyaçları olan tek şey, dayanıklı olmak. Kolay ve kestirme yollar arayan insanlar, baskı altındayken ne yapacaklarını şaşırırlar. Ama dayanıklı kişiler ne olursa olsun, ne yapmaları gerektiğini bilir ve fırsatlar için açık kapı bırakırlar.”

İşleri iyi gitmediği için her gece, lotoyu kazanmak arzusuyla dua eden adamın hikâyesini bilir misiniz? Adam her gece aynı duayı ediyormuş “Paraya ihtiyacım var. Lütfen, bugünkü lotoyu kazanmama yardım et!” Bir gece bu duayı duyan karısı, adamın stratejisini değiştirmesine yardımcı olacak bir öneride bulunmuş: “Eğer kazanmak istiyorsan önce hiç değilse bir bilet al!” Yarışa girmedikçe, ödülü kazanamazsınız.

Bazı kişilerin bir işe başlamalarının nedeni, başarının getireceği ödülü alabilmektir. Ama bunu, gereken bedeli ödemeden yapmayı beklerler. Seth Godin “Pazarlama İzni” adlı kitabını, yakın bir zamanda iş dünyasında da karşılaşılan bu sorun üzerine yazdı. Ona göre işletme yöneticileri kolay çözümlerle kısa yoldan sonuca ulaşmak istiyorlar. Seth Godin buna şöyle karşı çıkıyor: “Kolay kaçışlar bulmaya çalışmaktan vazgeçmeliyiz. Sadece birkaç haftalık sıkı bir çalışmayla Olimpiyat madalyası kazanamazsınız. Opera sanatını anlamak için gereken duyarlılığı bir gecede edinemezsiniz. Büyük avukatlık firmaları ya da tasarım şirketleri bu hale bir gecede gelmediler… Büyük şirketler, tanınmış markalar ve başarılı kariyerler hep aynı yolla inşa edildiler: Azar azar, küçük küçük ve adım adım…” Sizi başarıya ulaştıracak olan sihirli bir yol yok. Ama sizi başarıdan alıkoyacak sihirli bir formül var: Hiçbir şeye başlamamak.

“Her yolculuk ilk adımla başlar” cümlesi biraz klişe gibi gelebilir. Ama yine de çok doğrudur. Başarılı insanlar, bir işe başlamak için imkânların mükemmel bir hale gelmelerini, tüm engellerin ve sorunların ortadan kalkmalarını ya da korkularının yok olmalarını beklemezler. İnisiyatif alırlar. İyi liderlerin bildiği sırrı fark etmişlerdir: “Hareket, arkadaşındır. İlk adımı atıp ileriye doğru hareket etmeye başlar başlamaz, yol almak daha da kolaylaşır. Bu hareket yeterince güçlüyse birçok sorun çözülür ve yetenekleriniz devreye girerler. Her şey, o ilk adımı atmanızla başlar.”