Ajansta Çalışma Keyfi

Ailesinde en az altı tane ajans çalışanı olan birisi olarak şiddetle tavsiye ettiğim bir sektördür reklamcılık. Sülalede görüşmediğim; konuşmadığım, karşılaşmadığım başka ajans çalışanlarının olabileceğinden de şüphe etmiyor değilim. Zira kendim de 70 kişilik kadrosu olan creative bir reklam ajansı çalışanı olarak birileriyle her an akraba çıkabilirim.

Sektöre dâhil olabilmenin gizli koşulları çok neşeli, kesinlikle yaratıcı, biraz serkeş ve samimi olmak gibi duruyor. Çünkü şimdiye kadar sektörden tanıdığım herkes bu özelliklere sahip. Hatta ilk ajans deneyimimde patronla henüz tanışmadığım ilk günlerde kendisini ajansın en şakacı ve aylak kişisi olarak tespit etmiştim. Kültür seviyesi, her konudaki zevki ve eğlencesi bol bu insanların arasında olmanın keyfi paha biçilemez. “Keyif” demişken başlık seçimim konusunda da bir açıklama yapmak isterim: Lütfen artık “… keyfi, … mutluluğu” gibi iletiler paylaşmaktan topluca vazgeçelim. Gerçi reklamcılar bile kendilerini bu “… keyfi” klişesinden hâlâ kurtaramadılar. Üzülüyorum… Dolayısıyla başlığım protesto mahiyetindedir.

Ajansta çalışmanın tek güzel yanı çalışma arkadaşlarınız değildir. Tasarımcı ve grafikerler dışında genelde herkesin 8 saatmiş gibi görünen mesaisi yaklaşık 2-3 saattir. Ajansta çalışmaya başlamadan önce, yemeğimi bile çalışırken yediğim ve bol bol mesaiye kaldığım yoğun bir sektördeydim. Reklamcılığa geçiş yaptığım ilk hafta ofiste o kadar boş vaktim oldu ki ne yapacağımı şaşırdım. Durumu fark eden temizlik görevlimiz bana şu tavsiyede bulundu: “Kızım bir kahve iç, sonra çık biraz bahçede dolan, tuvalete gidip makyaj tazele, feysfikine (Facebook’una) bak…” Sonrasında sektörel dergileri hatmetme yoluyla sorunu bir nebze de olsa çözdüm.

Çok yoğun çalışmamanın yanı sıra diğer sektörlere göre daha iyi bir maaş ve daha iyi yan haklara sahip olmanız da muhtemel. Bu nedenle şiddetle tavsiyemdir.