LEONARDO Dİ CAPRIO

Hollywood’un en popüler oyuncusu ve en yakışıklı jönü diyebilirim. Şuan kariyerinin en üst noktasında yer alan oyuncuyu gelin hep beraber yakından tanıyalım.

Ünlü aktör 1974 yılında Amerika’ da dünyaya geldi.

Çizgi roman dağıtım işinde çalışan babası George Di Caprio, avukatlık yapan annesi Irmelin Indenbirken dir. Anne ve babası Leonardo Di Caprio daha bir yaşında iken boşanmışlardır. Ve veraseti annesinde kalmıştır.

Leonardo Da Vinci’nin sergisinde annesini ilk kez tekmeleyen bu bebek, ismini buradan almıştır.

Maddi sıkıntılar içerisinde büyüyen Leonardo Di Caprio, on iki yaşına geldiğinde cast ajanslarına müracaat etmiştir. İlk deneyimi 1989 yılında Parenthood adlı TV dizisinde olmuştur. Hemen ardından 1991 ve 1992 yıllarında Growing Pains adlı dizi ile tekrar seyirci karşısına çıkmıştır.

Profesyonel anlamda ilk olarak 1991’ de Critters 3 adlı filmde Josh karakteri ile rol aldı.1993 yılındaki What’s Eating Gilbert Grape? Adlı film ile daha on dokuz yaşında iken Oscar’a aday gösterildi.

1995’te Total Eclipse’te Arthur Rimbaud rolünü alırken, The Basketball Diaries adlı film ile yönetmenlerin dikkati çekmeyi başardı.

Yıldız oyuncu Romeo ve Juliet’in başrollerini Claire Danes ile paylaştığı bu film ile kendini dünyaya tanıtmış oldu.

Çok kısa bir süre Hollywood’un en çok aranan jönü ve genç kızların sevgilisi haline geldi.

Dünyaca ünlü aktörler ile çalışma fırsatı bulan yıldız oyuncu This Boy’s Life, Marvin’s Room, Titanic, The Man in the Iron Mask adlı film, The Beach, Don’s Plum, Gangs of New York, Catch Me If You Can, Shutter Island ve Red Riding Hood filmleri ile kariyerinin en üst seviyelerine çıkmayı  başardı.

2004 yılında siyasete atılan yıldız oyuncu, çevresel konularda ve küresel ısınmaya karşı yer aldığı konferanslarla da adından oldukça söz ettirdi.

Kendi adını verdiği Leonardo Di Caprio Computer Center adında bir kültür merkezi açtı.

The Aviator filmi ile beş dalda Oscar ödülü almayı başardı.

Blood Diamond adlı filmde rol alan ünlü oyuncu, Oscar’ da beş dalda aday olan bu filmde kendini tekrar ispatladı.

JİM CARREY

Jim Carrey yediden yetmişe herkesin bildiği, tanıdığı, üstün yetenekli olan Kanada’lı ünlü oyuncu hem komedi dallarında hem de drama da kendini ispatlamış, muhteşem bir aktördür. Asıl adı James Eugene “Jim” Carrey’dir.

1962 yılında Kanada’ da dünyaya gelmiştir. Evin dördüncü çocuğu ve en küçüğüdür. Muhasebe işinin yanı sıra saksafon çalan babası Percy Carrey, ev hanımı annesi Kathleen Carrey’ dir. Jim içine kapanık bir çocukken, ortamını bulduğunda bu utangaçlığı tamamen atan ve kendi şovlarını yapabilen bir yetenekti.

Okul yıllarında şov yapma özelliğini öne çıkarmak için The Carol Burnett Show adlı programa CV göndermiştir. Okuldaki öğretmenleri ders sonlarında şov yaparak mutlu olmasına yardımcı olurdu.

Ergenlik yıllarında ailesi ile çeşitli maddi sıkıntılar yaşamışlardır. Okulun yanı sıra çalışmış ve bu dönem içerisin de babasını da kaybetmiştir.

Yetmişli yıllarda dizilerde küçük çapta oyunculuk yaparak başlayan Jim Carrey, 1993 tarihinde “In Living Color” adlı bir şov yaptı. Mimiklerinin ve sempatikliğinin farkına varılan jim, Ace Ventura: Pet Detective filmi ile beyaz perdeye ilk adımını atmış oldu.

Ünlü aktör rol aldığı The Mask, Salak ile Avanak filmleri ile 1994 yılında ününe ün katmayı başardı.

1995 yılında Batman Forever adlı filmde The Riddler, yani bilmececi adlı rolü aldı.  Bu yıllarda Ace Ventura-When Nature Calls, Cable Guy, Liar Liar adlı filmlerde sıra dışı kimliklere bürünerek adından epeyce söz ettirdi.

Man on the Moon, The Truman Show, The Majestic, Eternal Sunshine of the Spotless Mind rol aldığı film ve programlarda komik yönünden uzaklaşarak, diğer yeteneklerini de sergilemiş oldu.

2 adet Altın Küre ödülüne ve başta komedi olmak üzere çeşitli dallarda en iyi erkek oyuncu ödülüne layık görülerek. Bir rekora imza atmış dokuz kez MTV film ödülünü almıştır. Özel bir dergi tarafından tüm zamanların en iyi 100 sinema yıldızı listesine 54.sırada, Dünyadaki en güzel 50 insan listesine girebilmiş ve doksanlı yılların ise En İyi Box Office yıldızları sıralamasında da 5. Sırayı almış ve Dünyanın en iyi komedyeni olarak seçilmiştir.

Morgan Freeman

Hollywood’un en başarılı aktörleri arasında yer alan Amerikalı olan Morgan Freeman hayata gözlerini 1937’nin haziran ayının ilk gününde açmıştır. Clarksdale, Mississippi eyaletinde dünya ya gelen aktör, ailenin dördüncü çocuğuydu. Berber mesleğini sürdüren babası Morgan Porterfield Freeman, temizlik işlerinden para kazanan annesi Mayme Edna dır.

Sekiz yaşında iken okulundaki oyunda ilk olarak oyunculuğa el attı. Ardından devamı gelerek on iki yaşında bir drama oyununa ait yarışmada birinci olarak, geleceğe ait oyunculuk ışığını yansıtmış oldu. Bu birinciliğin ardından radyo kanallarına konuk olmaya başladı.

1955 yılında Drama konusundaki başarısından dolayı Jackson State University’ den burslu okuması için teklif gelirken, Morgan Freeman seçimini United States Air Force de alışmaktan yana yaptı.

Morgan Freeman altmışlı yılların başında Los Angeles’a taşındı ve burada bir üniversitede çalışmaya başladı. Dans etmeyi çok sevdiği için ve asla ayrılamadığından Los Angeles ile New York City arasında sürekli gidip geliyordu.

İlk kez 1964 yapımı The Pawnbroker filmi ile kendisini profesyonel olarak tanıtma imkânı buldu.

The Niggerlovers adlı oyunda bir tiyatro deneyimi oldu.

1967’nin 22 Ekim tarihinde Jeanette Adair Bradshaw’ ile hayatını birleştirdi.

Evliliğinin ardından kendisini asıl tanıtan Hello, Dolly isimli proje ile sanat hayatına adım atmış oldu.

Who Says I Can’t Ride a Rainbow? Filmi ile 1971 yılında ilk ve en önemli oyunculuğunu sağlayarak, soap opera Another World ve The Electric Company programları ile Amerika’nın en popüler aktörü haline geliverdi. Bu TV programları sayesinde Amerika artık Morgan Freeman’ı tamamen tanımıştı.

12 yıl süren evliliğinin ardından Jeanette Adair Bradshaw’ dan boşandı.

Seksenli yıllara kadar TV programlarında boy gösteren ünlü aktör. Bu zamandan sonra Brubaker adlı sinema filmi ile tekrar beyaz perdeye girdi. Seksenli yılların ortalarına geldiğinde çok büyük işlere imza atmaya başladı. Dört dalda Oscar almış olan ünlü bayan aktör Jessica Tandy’ ile aynı filmde yer alan Morgan Freeman, kendini Dünya ‘ya tanıtabilecek bir duruma geldi.

1984 yılına gelindiğinde âşık olduğu Myrna Colley-Lee ile hayatını birleştirdi.

1987 yılındaki Street Smart filmi ile en iyi erkek yardımcı dalında Oscar’a aday oldu.

1992 yapımı Glory ve Unforgiven filmlerinde üstün performans gösterdi.

1994 tarihinde en iyi film olarak The Shawshank Redemption da Tim Robbins ile başrolü paylaştı. Ellis Boyd ‘Red’ Redding karakteri ile her kesin hafızasında yer etti ve bu çalışması ile tekrar Oscar’da aday olarak yer aldı.

Amistad ve Deep Impact, Robin Hood: Prince of Thieves, Se7en, Kiss The Girls filmleri ile doksanlı yıllara damgasını vurdu.

7 Ağustos 2000 tarihinde büyük bir ödül olan Hollywood Outstanding Achievement in Acting ödülüne layık görüldü.

Along Came a Spider, Under Suspicion, , Levity Fears ve Dreamcatcher High Crimes, The Sum of All ikibinli yılların ses getiren filmlerinde rol aldı. Bu dönemde jim Carrey ile beraber oynadığı Bruce Almighty filminde tanrıyı canlandırdığı için bazı ülkelerde yasaklanan film bu yönüyle de çok ses getirdi.

2004 yılında en iyi erkek yardımcı ödülünü Million Dollar Baby filmindeki Eddie Scrap rolü ile almayı başardı.

Batman Begins, An Unfinished Life ve The Contract, Danny the Dog filmleri 2006 yılında çok ses getirdi. Bu yıl ünlü aktör Delta State University tarafından onur ödülüne layık görüldü. Screen Nation Film and TV ödül töreninde 2007 yılına ait onur nişanı aldı.2008 ve 2010 yıllarında çeşitli üniversitelerden ödüllere layık görülürken, 2011 tarihinde Amerikan film Enstitüsü Yaşam boyu ödülüne layık görüldü. 2012 yılında ise Cecil Bç Demille Ödülü ile ödül sayısını artırdı.

 

Oyuncular hakkında bilgiler